Genelvücut sağlığını en yüksek düzeye getirmek ve korumak
-
Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlamak
-
Vücuttaki yağ kitlesini azaltıp kas kütlesini güçlendirmek
-
Kemik gücünü artırmak
-
Vücut kan akimini düzenleyip seker ve kolesterolü sabit tutmak
-
Hafıza ve kavrama yeteneğini güçlendirmek
-
Uyku problemini en aza indirmek
-
Enerji harcama seviyesini yükseltmek, kişinin zinde ve sağlıklı
hissetmesini sağlamak
-
Sağlıklı bir cilt ve vücut hatları elde etmek
Korunma stratejileri ve erken tarama ve tanı önemlidir.
Hastalıkları, hastalık tabloları oluştuktan sonra tedavi etmeye
çalışmak etkin bir sağlık tutumu olmadığı gibi sağlığın korunması ve
uzun bir yaşam için düzenli sağlık kontrollerinin önemi büyüktür.
Sağlıklı bir yaşlılık, öncesindeki sağlık tutumlarına bağlıdır.
Yaşlanmanın olumsuz etkilerini azaltmak, bilince dayalı sağlıklı bir
yaşam tarzını benimseyerek olanaklıdır. Bu anlamda anti-aging;
periyodik düzenli sağlık kontrolleri, uygun bir beslenme, kişiye
uygun egzersiz programlarının yanı sıra serbest radikallerle
mücadele amacıyla vitamin, mineral ve antioxidan destekler ile
stresle başa çıkmayla ilgilenir .
Kalori
kısıtlaması
Kalori kısıtlamasının laboratuar hayvanlarının yaşam sürelerini
uzattığı gösterilmiştir. Mantar deneylerinde kalori kısıtlamasının
DNA''yı stabil tutan SirT1 deacetylase salglatan SIRT1 genini aktive
ettiği ve yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir. Yapılan
deneylerde, kalori kısıtlaması ile rodentler, balık, örümcek ve
diğer hayvanlarda yaşam sürelerinin yüzde 30-50 uzadığı
gösterilmiştir. Kalori kısıtlaması ile kilonun sabit tutulması ve
fizik egzersiz önerilmektedir.
Fizik
egzersiz
ABD''de ölümlerin yüzde 18.1''inde sigara yüzde 16.6''sından kötü
diyet ve hareketsizlik sorumludur. Düzenli fizik egzersiz yaşlanma
ile birlikte görülen fiziksel, psikolojik ve sosyal gerilemeyi
stratejik olarak önleyebilir. Bilimsel veriler, düzenli egzersizin
güçlü kemik ve adele sisteminin devamlılığına, koordinasyonun
gelişmesine, kilo artışı ve stresin kontrolüne ve kalp krizi ve
hipertansiyon riskinin azalmasına yardımcı olduğunu göstermektedir.
Vitamin mineral takviyeleri
Vücuttaki kimyasal reaksiyonların düzenli devamı için ko-faktör olan
vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Serbest radikaller ve
oksidasyon hücre hasarına yol açar. Kanser, kalp ve damar
hastalıkları, artrit, katarakt gibi bir çok kompleks hastalığın
altındaki temel süreç oksidasyondur. Besin ve ilaç destekleriyle
enzimlerin fonksiyonel çalışması ve oksijen radikallerinin nötralize
edilmesi sağlanabilir. Gerekli makro besleyiciler kalsiyum, fosfor,
magnezyum ve sülfürdür. Gerekli mikro besleyiciler ise demir, çinko,
bakır, iyot, magnezyum, florid, molibden, kobalt, selenyum ve
kromdur.
ALC
Enerjiyi uyaran bir bileşimdir. Kalp kaslarını güçlendirir. Hem
normal yaslanan bireylerde hem de Alzheimer hastalarında kavramayı
güçlendirdiğine dair kanı vardır. ALC mitokondiriyal fonksiyonu
çeşitli şekillerde geliştirdiği için yaşlanmayı yavaşlattığı ortaya
çıkmıştır. Mitokondri hücrelerin güç kaynağıdır. Burada bütün hayati
süreç için enerji üretilir. Mitokondrial fonksiyonun düşmesinin
yaslanmaya neden olduğu artık bilimsel bir gerçektir.
CO
enzim Q10
Kardiyovasküler sistemi koruyucu, enerji verici ve anti-kanserojen
bir bileşimdir. Biliz Nokow tarafından yapılan bir çalışmada Co
enzim Q10 iğnesiyle farelerin ömrü %50 oranında uzatılmıştır. Ucla
Sağlık Merkezi''nde yine farelerin maksimum ömrü yüksek Co enzim Q10
dozları sayesinde uzatılmıştır. Her iki çalışmada da Co enzim Q10
verilen farelerin ileriki yaşlarında iyi ve sağlıklı göründükleri
açıklanmıştır.
Alfa
Lipoic Acid
Antioksidandırr. Alfa lipoic asit yaşlanmayı azaltan etkenlerden
biridir. Alfa lipoic asitin kanda glukozun zararını azaltıp yaslanma
sürecini yavaşlattığı düşünülmektedir. Diyabetli hastalarda oldukça
iyi sonuçlar alındığı gözlenmiştir. Halen fareler üzerinde deneyler
yapılmaktadır.
Sistein ve prosistein
Sistein protein sentezinde kullanılan bir sülfür aminoasittir.
Romanya''da yapılan yeni bir çalışmada sistein''in laboratuar
çalışmalarında yaşamı uzattığı belirlenmiştir. Prosistein ise
sisteinin değişik bir seklidir ve daha güvenli olduğuna inanılır.
Hem sistein hem prosistein insanin her hücresinde bulunmaktadır ve
antioksidan olan Glutathon sentezinde rol alır. Yaşlandıkça
Glutathon miktarı düşer.
Lycopene
Lycopene, carotenoit denilen bitki pigment ailesinin bir üyesidir.
600 den fazla değişik karotenoid vardır. Licopene ve karoten
bunların arasında en önemli olanlardır. Yaprak, domates ve diğer
bitkilere açık rengini veren pigmentlerdir. Lycopene bunların
arasında yaşlanmayı önleyici görevinde en önemli maddedir. Lycopen
seviyesi yas ilerledikçe düşer. Lycopenin farelerdeki değişik kanser
türlerine de iyi geldiği bilinmekte.
Vitamin E
Vitamin E, selenyumun antioksidan aktivitesine yardımcı olan bir
maddedir. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını
sağlar. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini
azalttır, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu
araştırmalar ile desteklenmiştir.
Vitamin B5
Dişi, erkek farelere çok miktarda B5 vitamini vererek yaptıkları
araştırma sonucunda farelerin diğer farelere oranla %19 daha fazla
uzadıkları ortaya çıkmıştır. Yüksek dozda B5 vitamini verilen
fareler soğuk suya atıldıklarında diğer hayvanlara oranla iki kat
daha fazla yaşadılar.
Vitamin B6
Vitamin B6 ile beslenen farelerin ömürlerinde %10 artış kaydeden
yayınlar mevcut. Birçok yasam sürecinde önemli bir rol oynayan
Vitamin B6, aminoasitlerin metabolizması için gereklidir. Kalp krizi
ve inme için koruyucu bir etmendir.
Selenyum
Birçok araştırma sonucunda, selenyumun birçok kanser türüne iyi
geldiği ve hatta kanser tedavisinde etkili olabileceği iddia
edilmektedir. Toksik yan etkilerinden korunmak için, günlük selenyum
alımını düşük tutulması gerekir.
Hydergine
Hem erkeklerde hem kadınlarda hafızayı ve öğrenmeyi artırdığı
bilinmektedir. Hydergine beyne kan akışını arttırır dolayısıyla
beyne giden oksijen miktarı artar. Beyin hücrelerindeki serbest
radikallerin zararı en aza indirgenir. Beyindeki ATP düzeyini
arttırarak, beyinde kullanılan enerjinin kaynağı olan glukozun
kullanımını artırır.
Piracetam
Beyin nöronlarındaki reseptörlerinin duyarlılığını artıran bir
aminoasit olan GABA nin bir türevidir. Hayvanlarda ve insanlarda
yapılan çalışmalara göre piracetam''in hafızayı güçlendirdiği,
dikkat ve konsantrasyonu artırdığı görülmüştür.. Piracetam''in,
beyinin alanlarını ve beynin içindeki elektriksel aktiviteyi
ayarlayarak, beynin sağlıklı kalmasını düzenlediği görülmüştür.
Deprenyl
Deprenyl; Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının olumsuz etkilerini
en aza indirir. Uzun süreli kullanımı ile ilgili kesin deneysel
bilgiler yoktur. Beyin nöronlarını nörotoksinlerden korur,
antioksidan enzimlerin seviyelerini artırıp, dopamin azaltıcı
enzimlerin seviyesini düşürür. Yapılan deneylerde farelerin ömrünün
uzadığı görülmüştür.
Serbest radikallerle mücadele
Hayatın kaynağı olan oksijen, aynı zamanda hücre içi moleküler
düzeyde "serbest radikal" denilen, elektronlarını kaybetmiş zararlı
maddelerin ortaya çıkmasına neden olur. Serbest radikaller,
hücreleri fonksiyonlarını yapamaz hale getiriyor. Bu etki 30 yaşında
başlıyor, 40´lı yaşlarda artarak ilerliyor ve 50´li yaşlardan
itibaren dramatik bir şekilde çoğalarak fark edilen bir yaşlanmaya
ve pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Glikolizasyon
ise kontrolsüz şekilde inişler ve çıkışlar göstererek kan şekerinin
ve insülinin dokulara zarar vermesine yol açıyor. Güçlü bir
anti-oksidan sisteme sahip olmak, oksijene dayalı bir yaşam için en
temel gereksinimdir. Tek hücreli organizmalar bile eğer serbest
radikallere karşı savunma mekanizması geliştirmemiş olsalardı,
hayatta kalamazlardı. Oksijenle yaşayan her organizma bu tehlikeyi
etkisizleştirecek sistemlere sahiptir, ancak bunun etkili oluş
derecesi büyük farklılıklar gösterir. Örneğin fareler serbest
radikalleri durdurmada pek de iyi değildir. DNA''larının her gün
maruz kaldığı serbest radikal hücumu insanlardakine oranla on kat
daha fazladır. Fareler sadece birkaç yıl yaşarlar.
Serbest radikallere karşı vücudun savunmaları:
Enzim sistemleri: Enzimler hücre içi serbest radikal düzeyini
düşürürler. Bunlar DNA''da mevcut olan bilgilere göre beden
tarafından üretilen molekülerdir.
Biyomoleküller: Kendi elektronlarını vermek suretiyle serbest
radikallerin elektron açlığını giderirler. Bu moleküller, hücre dışı
serbest radikal etkisizleştiricileri olarak bilinir. Kendilerini
feda ederek hücre içinde yaşamsal önem taşıyan moleküllere, onların
olmak üzere birer elektronlarını verirler.
Besinlerbedenin dışardan hazır olarak aldığı maddeler: Bu takviye
güçler de kendilerini feda ederek işlev görürler. Birinci gruptaki
enzimler vücudumuzun doğal işleyişi içinde yer alırlar eğer dış
etkiler sebebiyle (sigara, kirli hava soluma, stres yoluyla biriken
toksik yük) yetersiz kalmışsa Bio-Oksidatif tedaviler sınıfına giren
ozon/oksijen tedavisi gibi yöntemlerle takviye etmek gerekebilir.
Enzimler, üçüncü grupta geçen ve dışardan hazır olarak alınan
besinler ve kendilerini feda ederek etki gösteren biyokimyasal
maddelerden (vitaminler gibi) daha etkilidir. Örneğin, E vitamini
yırtıcı bir açlık içinde bulunan bir serbest radikali doyurmak için
bir elektronundan vazgeçer ve böylece aslında kendisi bir serbest
radikal haline gelir.
Genetik testler
Gelişen genom teknolojisi ile kalp ve koroner damar hastalıkları,
felç ve beyin damar hastalıkları, diyabet, metabolik sendrom,
kanser, kemik erimesi gibi çağımızın en yaygın hastalıklarına olan
''kişisel'''' yatkınlığınız belirlenebilir. Böylece riskli
hastalıklara yönelik korunma ve etkin tarama yapmak mümkündür.
DNA, proteomics, tedavi edici klonlama, gen kökenli tedaviler ve
nanoteknoloji gibi bioteknolojik tedaviler başarılı yaşlanmayı
geciktirmede önemli rol oynamaya başladılar. Tanı ve tedavilerin ilk
yürütüldüğü alan haline gelmekte olan genetik bilimi tıbbi
yaklaşımları temelden değiştiriyor.
Hormonlar
Hormonların hepsi birbirleriyle çok hassas ve kompleks bir ilişki
içindedir. Kontrolsüz yapılacak bir hormon takviyesi pasif halde
olan bir hastalığı aktif hale getirebilir. Kontrolsüz bir estrojen
takviyesinin meme kanseri gibi birtakım hastalık risklerini
artırdığı gibi.
Anti Aging tıbbının stratejilerinin bir diğeri vücutta var olan
ancak zamanla azalan hormonların eski seviyelerine ulaşmalarını
sağlamak oluşturur. Burada asıl amaç eksiği yerine koymaktır, hormon
düzeylerinde farklılıklar yaratmak değildir. Büyüme hormonu olarak
adlandırabileceğimiz Growth hormonu otuzlu yaşlardan itibaren
azalması, kadınlar menopozla birlikte östrojen üretmez duruma
gelmesi örneklerdendir.
İnsan
Büyüme Hormonu (GH)
Bağışıklık sistemi korumasına yardımcı olur. Genç kas gücünü inşa
eder. Ergenlik dönemlerinde en yüksek seviyelerde bulunan bu
hormonun, vücuttaki miktarı yaslanma ile azalıyor. Büyüme hormonu
seviyesinin korunmasının, kadın ve erkeklerde yaşlanmayı
yavaşlattığını gösteren bulgular mevcut. Dakota''dan gelen
çalışmalar büyüme hormonu enjekte edilen farelerin çok daha fazla
yaşadıklarını gösteriyor. Büyüme hormonu ihtiva eden ilaçlar
piyasada mevcuttur.
DHEA
DHEA hem kadında hem de erkekte yaslanma başladıkça seviyesi düsen
bir hormondur. Birçok araştırma sonucu DHEA''nun sinir sistemi,
immün sistem, stres bozuklukları, kanser ve kardiyovasküler
hastalıklara karşı koruyucu olduğunu gösteriyor. California
üniversitesi 6 ay boyunca kadın ve erkek deneklere her gün 50 ml
DHEA vererek, deneklerin fiziksel ve psikolojik olarak
iyileştiklerini ve kas güçlerinin arttığını açıkladı.
Melatonin
Beynin hemen alt bölümünde üretilen bir hormondur. Antioksidan olan
melatonin her gece üretilir ve vücudun uykuya dalmasına neden olur.
Yorgunluktan korunmayı sağlar ve anti kanserojen etkilerinin olduğu
düşünülen bir hormondur. İtalya''da hayvanlar üzerinde yapılan bir
çalışmada; genç hayvanlardan yaşlı hayvanlara verilen melatonin
sayesinde yaşlı hayvanların ömrünün uzadığı görülmüştür.
Beslenmede dikkat edilmesi gerekenler
Diyet tam buğday ve bakliyat gibi düşük glisemik indeksi olan iyi
karbonhidratlar, rafine un ürünleri, kök sebzeler ve rafine şeker
v.s.''dir. Beyaz et, soya ürünleri gibi bitki kökenli proteinler,
yağlı kırmızı et veya yumurta sarısı yerine tüketilmelidir. İyi
yağlar, balık yağı, zeytinyağı gibi sature olmamış yağlardır. Bunun
yanında kötü yağlar, margarin ve işlem görmüş bitki yağlarıdır.
Diyet düşük kolesterol içermelidir. Orta derecede alkol alınımına
izin vardır. Kırmızı şarap phyto besinlerinden zengindir ve kanser
önleyici etkisi vardır.
1. Hücrelerin, serbest radikallerin zararlı etkilerinden korunması
için her gün 5 - 9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli
2. Konserve besinler değil, taze veya donmuş olanlar tercih edilmeli
3. Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketmek
gerekir. Çiğ ve taze sebzelerin sahip olduğu antioksidan özellik
pişirmeyle yok olur. Az pişirme beta karoten emilimini de artırır.
4. Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçeği yağı, kanola yağı,
soya yağı gibi sıvı yağlar tercih edilmeli
5. Kuru fasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, yeşil fasulye,
soya ve yulafta bol miktarda bulunan saponinler, antioksidant etki
göstererek hücrelerdeki DNA mutasyonlarını önleyerek antikanserojen
etki gösterirler. Bu yüzden kuru baklagiller sıklıkla tüketilmeli
6. Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içerir. Ayrıca,
kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini
önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) artırır. Böylece zeytinyağı, damar
sertliği, kalp-damar sistemi hastalıkları, kalp krizi ve inmeden
uzak durmanızı sağlar.
7. Avokado, kötü kolesterolü düşürerek, kalp hastalığı riskini
azaltır.
8. Yağsız süt ürünleri (light süt, light yoğurt, light peynir),
protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler kemik,
diş ve kasların yapısını sağlamlaştırır, yüksek kan basıncının
kontrolünde yardımcı olan potasyum içerir.
9. Demir, kırmızı kan hücrelerimizde oksijen taşıyan hemoglobin ve
kaslarımızdaki myoglobin proteinlerinin yapısında yer alır. En çok
bulunduğu besinler, ciğer, yumurta sarısı, kırmızı etler, nohut,
mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzelerdir.
Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşur.
Ancak, demir fazlalığı vücutta aynen paslanma benzeri oksitlenme
yaparak, damar sertliğine ve tüm vücut hücrelerinin erken
yaşlanmasına, yağlanmasına neden olur. Bu yüzden demir
preperatlarını doktor kontrolünde almak gerekir.
10. Yüksek ısıda pişirilen, kızartılan etlerin içinde kanserojen
etki yapan heterosiklik aminler oluşur. Önlemek için fırınlama,
buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekir.
11. Beyza unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker
katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksektir. Beyaz pirinç yerine,
posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek
iyi bir çözüm.
12. Lif, bitkisel gıdaların iskeletini oluşturduğundan, ne kadar
fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl tüketilirse o kadar fazla lif
alınmış olur. Günde 30 35 gram kadar lif almak vücut için yararlı.
Cilt
yaşlanması ve likopen
İnsanların giderek daha uzun yaşaması, yaşlanmanın en gözle görülür
belirtilerinin izlendiği ciltlerine olan ilgilerini artırdı. Hiç
kimse, özellikle de kadınlar daha uzun bir yaşamı, kırışık ve
sarkmış bir ciltle sürdürmeyi istememektedir.
İşte bu nedenle Anti-aging skin care (cilt yaşlanmasını geciktirici
tıbbi bakım) günümüzün ışıltılı bir alanı. Kozmetik ürünlerle
sağlanan geçici saklamalar yerini, kozmofarmasötik ürünlerle
yapılan koruyucu ve tedavi edici kalıcı başarılara bıraktı. C
vitamini, Keenzim Q 10, Alfa-Lipoik Asit, Likopen ve
Proantosiyanidinler gibi güçlü antioksidanlardan artık bilinçli ve
yoğun bir şekilde yararlanılmaktadır.
Cilt yaşlanmasında vitamin ve mineral takviyeleri
Cilt yaşlanmasının fizyopatolojisi, şimdi anti-aging tıbbıyla
ilgilenenlerin ve dermatologların daha yoğun bir ilgi alanı.
Antioksidan etkili vitamin-mineraller, bitkisel ve besinsel
desteklerin cilt yaşlanmasını önlemede ve kırışıklıkları tedavi
etmede kullanılması büyük başarılar sağlamaktadır. Bakır peptitleri,
Furfuyl Adenine (kinetin ve kineraz), Dimetil Aminoetanol (DMAE),
Alfa ve Beta Hidroksi Asitler, Retinol ve Retin-A, bu alanda gelecek
vaat eden ürünler.
Kozmofarmasötikallerden bazıları cilt yaşlanmasını ve kırışıklıkları
önlemekte (likopen, alfa-lipoik asit), diğer bazıları oluşmuş
kırışıklıkları da bir ölçüde giderebilmekte (C vitamini), diğer bir
kısmı ise cildi güçlendirmekte ve yenilemektedir (Retin A, furfuyl
adenin).
Likopen''in yakın bir gelecekte kadınlar için de vazgeçilmez bir
doğal ürün haline geleceği anlaşılıyor. Likopen, hücreleri serbest
radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki
bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir.
Yağda çözünen, yağ miktarı fazla doku ve organlarda etkinliği artan
likopenin yağ içeriği oldukça fazla bir organ olan ciltte de
antioksidan-koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır. Likopen
muhtemelen cilt hücreleri arasındaki bağları da
kuvvetlendirmektedir. Diğer bir yararlı etkisi ultraviyole
ışınlarına karşı koruma sağlamasıdır. Bütün bu nedenlerle cildinizi
korumak ve yaşlanmasını geciktirmek için likopen zengini
besinlerden, ticari kullanıma sunulan besin desteği, tablet ve
kapsüllerden veya likopen katkılı cilt ürünlerinden
yararlanabilirsiniz.
Diyetle doğal takviye için günde en az 100 gr kadar pişmiş domates
tüketmeniz önerilmektedir. Likopen cilt bakımı, kırışıklıkların
geciktirilmesi ve azaltılması için kullanılacaksa, diyetle alınan
miktar çoğu kez yeterli olmaz. Likopen tüm vücuda yayılmakta, cilt
dokusuna pek az kısmı ulaşabilmektedir. Likopen ihtiva eden cilt
bakım ürünü ticari olarak piyasada satılmaktadır. Bu ürünler
genellikle pahalıdır. Ancak asıl problem, likopenin oksijenle
süratle reaksiyona girerek etkisinin azalmasıdır.